Bazı yerler bazı şiirleri hatırlatır…

Burası, Ankara kalesinin hemen alt sokağındaki tarihi Pilavoğlu hanının ortasındaki avludan bir köşe…

(ne uzun bir cümle!? :)) (çünkü sevdiğim bir şeyi çok uzatırım!)

velhasıl Ankara günleri devam ederken kaleye çıkmayanı dövüyorlardı dedik çıktık!

her ilde bir kale olmasının ironik ruh halini de yaşadık çok şükür!

yalnız bu kale başka kale! hani türküdeki cıngıllı daşlı galanın bir timsali…

bi kalede her şey mi olur?!

veya bi kale bu kadar mı duygulandırır??!?

bu kadar mı coşku verir..

etrafıma bakıyorum şöyle bir, insanlar boş boş geziyorlar…sanki geçerken uğramış veya biriyle zorla gelmiş gibiler…bazısı da telaş içinde çabucak geçip gidiyor…

bendeki bu çocuksu coşku Amasra’da, Filyos’da, Giresun , Afyon ve Trabzon’dakine benzer…

kale seviyorum galiba! şehirler gibi insanın da kalesi olmalı düşüncesi ile dalıyoruz ara sokaklarına, hanlarına…

hanların içinde bir çok sanat atölyesi var..antikacılar var..yaşını unutmuş yüzlerce kahve fincanı var…

anılar var , tarih var , muhabbet var.. esnafın samimi, sıcak bekleyişi var..

benimse aklıma pıt diye düşen, konuyla ilgili şarkılar gibi şiirler de var…

şehirlerde sokaklar, sokaklarda şiirler!

bi kanun çıksın! Kendi kendine konuşan, mırıldanan, insanlara deli demesinler…?!?

“….Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.

Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat, 
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.

Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan…..”

Didem Madak…

“Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan.”

diyen, eli öpülesi şaire binlerce selam ve minnet olsun buradan ve saygıyla şiirin tamamı da burdan 👇

https://www.antoloji.com/kalbimin-en-dogusunda-siiri/

Şiire denk gelesin..

Dedikleri bu olmalı….

Sabahın yedisi..

Ankara ayazında uyunmuyor 

çoraplar geceden giyilmiş

alarma on dakika var… 

telefon sessiz!

bi ses yapmalı… videoları öylesine geçerken ,bir türkü, kırgın bi ses ; “Çalın davulları çaydan aşağı…Mezarımı kazın bre dostlar belden aşağı..aman ölüm zalım ölüm üç gün ara ver!…”

Altında da bu sözler…tanıdık hisler , bildiğin aynı acı..şiir didem madak’ın.. tabiki ne demişler ; “ şiir yazana değil ihtiyacı olana aittir…”

aldım getirdim buraya!

türküyü de eklerim şimdi…

Annem çok sevmelerin kadınıydı..
Daldaki kirazları,
Yazmasındaki oyaları,
Fistanındaki çiçekleri,
Asmadaki üzümleri,
Evin kedisini,
Sokağın delisini..
Babamın gömleğini..
Beni, bizi, mahalleyi..
Bildiğim herşeyi severdi..
Bana da sevmeyi öğretti..
Öyle az buz değil “çok sev” derdi..

Annem gibiyim artık..
Az sevme bilmiyorum ben..
Çok sevdiğimdendir 
bu kadar incinmem..
Ah annecim..
Senin sütün ak, yüreğin pak..
Ama inan şimdilerde;
senin bildiğin gibi değil hayat..!

Didem Madak

Ankara’yı da seversin..

İstanbul aşığı birine Ankara’yı sevdirmek , hatta dört beş yılını huzurla, mutlulukla , yaşatacak , yaşayacağına inandırmak için ne yapabilirsin ki !?

mübarek şehrin tamamı iki günde geziliyor!

istanbul öyle mi ?!

ömrün yetmez istanbulu gezmeye , keşfetmeye…

denizinin, boğazının manzarasına öylece bakmayı saymıyorum bile..

her sokağı tarih dolu..

aşk şehir..!

ama gel gelelim yaşamak zor istanbul’da , onca güzelliğin yanında, insanı yutup yok etmesi anlık…

Ankara!?

bozkırın ortasında canım başkentim ve onun sıcak gönüllü , samimi canım insanı..

bu yazıda hiç öyle Ankara’ya gidince görülmesi gereken yerler, yemekleri , mekanları vs.. şeklinde, gayet de sıkıcı bilgiler vermicem…o kadar iyi biliyorum ki Ankaraya ilk kez gitmiş veya gitmiş de gezememiş birisi, doğaçlama olarak, en çok da teknolojinin sayesinde kolayca gezecektir..

sadece bir kaç tavsiyem olabilir ;

çukurambarda beyoğlu’nda yemek yiyin..kahvaltılık ürünler alın, fırınından çıkan tatlı ve tereyağlı simiti muhakkak tadın..

kaleye gidin.Ankara kalesine en az yarım gün ayırın.eskici ve antikacıları , sanat atölyeleri olan pasajları, plakçı kafeleri görün…

alışveriş yapcaksanız tabiki kızılay..

hobi ürünleri almak için ulus ve saman pazarı..

azcık kafamı dinliyim de birazcık su göreyim derseniz gölbaşı mogan’a , eymir’e gidin…

bi de şu herkesin gitmeye can attığı meşhur aspavası. gidin isteseniz..

anlatırım yine…

bunlar sadece iki haftalık gözlem..

Sanki hep başa dönüyorum…

Bazı şeyler bitiyo,bazı şeyler başlıyordu…

Önceki gün babaannem 98 yaşında hakkın rahmetine kavuştu gitti…bitti..bugün yeni başlangıçlar..Zaten de hayat, “az bi nefes alacak mısın!?” diye sormadan devam ediyor. Uyumadan uyanıyor koşmaya başlıyorsun..

öyle felsefeden anlamam , yapamam,

ama yarım asır ömrümde gördüğüm şey ;
Yeni bir güne uyanmışsan,hayat devam ediyorsa,hakkını vereceksin . Pes etme hakkın yok! Mücadeleye devam, sadece sana bahşedilen güzel bir günün hatrını şükrünü bileceksin..derin bir nefes ve sabır çekerek..
İçinde olduğun durumun en güzel yanını görüp, şükredip,tadını çıkaracaksın..

ne demiş ünlü bir ünlü!

“tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak..!”

haydi bakalım bana yine yeniden bismillah!

(not: bak bu kadar işin arasında burayı da unutmuyorum vefalı biriyim bence! ;)))) )

Neredeyse 80 yaşında..

ama halaa kullanılıyor!

sanki geleceğimden bahsediyor gibiyim!

hayırlısı!

neyse

bu ahşap valizi güncelleyelim diye getiren kişi diyoki abla bu yüz yaşında olabilir ama seksen net!

“bundan ne olur..!?”

Dedim dur! Bi ayak takalım bi el kol, biraz renk biraz ahenk , biraz makyaj saç baş , çıkaralım ortaya , etsin size seksen yıl daha hizmet!

olur di mi!?

olmuş olmuş hakkını vermek lazım ;)))

eski bavullarınızı yollayın dönüşsün…