Kategori arşivi: Okan Ağ

Anlamlar yükledik boş bakışlara…”Hepsi O Kadar.”

http://img577.imageshack.us/img577/834/hepsiokadar.jpg

Hiçbir zaman o kadar güzel olmadı gözler…
Anlamlar yükledik boş bakışlara…
Eller sıradandı saçlar sıradan en güzel cümlelerimizi verdik sıradanlıklara…
Denizi sahiplendik güzel olan her şeyi sahiplendiğimiz gibi…
Yaprakları,çiçekleri, bazen buluşulan köşe başlarını sahiplendik…
Sahiplendik gidenin arkasında bıraktığı dönme ihtimalini ve bir noktaya gözlerimizi dikip onu beklemeyi…
Güzelleştik…
Hiç bir kelime bizim söylediğimiz kadar güzel değildi, hiçbir öpücük bizimki kadar ısıtmadı sevgiliyi ve gülmek en çok bize yakışıyordu…

Eskiden mektuplaşırdık…
Arasında kurumaya terk edilmiş güller barındıran mektuplarımız oldu ve en kırmızı gül hep bizimkiydi…
Dedim ya güzelleşiyorduk…
Aşk öğretti bize toplum içinde fısıldaşmayı o an her sohbetten uzakta bir yerde yalnız gözlerimizle sevişmeyi aşk öğretti ve her şeyi çok çabuk öğreniyorduk…

Dedim ya; hiçbir zaman o kadar güzel olmadı gözler biz anlamlar yükledik boş bakışlara…
Herşeyi paylaşmak için çırpınırdık… Çok benciliz şimdi acılarımızı bile kendimize saklıyoruz… Herkesin bir şişesi var gözyaşlarını biriktirdiği…
Denizler kirlendi, köşelerde yine çingeneler var ama artık çiçek satmıyorlar…
Yaprakların hep solgun zamanlarını fark ediyoruz… En iyi biz öpüşmüyoruz artık hatta hiç öpüşmüyoruz bile, resmiyet mahkumu yanak değdirmeler dışında…
Tanıştığımıza memnun olup geçip gidiyoruz, başka anlık tanışıp unutmalara doğru…

Hiç bir şeyin hatırı yok artık, hatta gülümsemenin adı sırıtmak oldu yarım yamalak arkadaş ortamlarında…
Kuru güllere ihtiyacımız yok sesli harflerden arındırılmış bol kısaltmalı iki argo kelimenin yan yana getirilipte
hiç olmadık bir cümlede kullanılması ve hepimizin çocukluğunda beslediği sarı civcivi gibi baktığı cep telefonlarına atılması yeterli…
Hatta bir mesaj bazen fazla bile yeni bir ilişki için… İstemeyerek söylesemde ilişki artık bizim zamanında içinde bulunduğumuz için güzelleştiğimiz aşk…

Herşeyin adı değişti. İçinden gelen konuşmalar yok artık illa ki etkileme ihtiyacı var karşı taraftakini. Çok güzeldik biz eskiden…
Aileye anlatılamayan yüz kızartıcı el tutmalarımız vardı… Kız kulesi güzeldi içinde seven bir prenses barındıran hikayesini, tüm hikayelerden farklı
kılıyordu. hiç görmedik ama çok üzüldük yaşadıklarına…

Şimdi etrafımızda binlerce yalnız çirkin ve elleri üşüyen insanlar var,umursamazlığımız. prensese üzüldüğümüz kadar üzülmüyor artık insanlar dostlarının ölümlerine…

Aynaya bakıyorum… Farkındayım… Çöküyorum gün geçtikçe yüzümün kemikleri iyice çıkmış ortaya çirkinleşmişiz hepimiz. Gözlerimiz buz gibi bakıyor…

İşi gücü bıraktım. en son ne zaman bir çiçek aldığımı düşündüm.uzun zaman olmuş hatırlayamadığım kadar uzun…
Çiçeklerdemi çirkinleşti yoksa…
Artık korkularımıza yakışacak kadar eskidik artık korkularımızla elele tutuşsak uyumlu çiftler olabiliriz…
Uzun kabuslar gibi bedenlerimiz. biraz kambur. biraz yaralı ve karanlık, eskisi kadar güzel değiliz artık… Aşktı bizi güzel kılan… Sevgiydi…
Çirkinleştik…
Her şey çirkin görünüyor… Peki gerçekten her şey bizim gibi çirkin mi artık?
Hayır. her şey çok güzel hala ,bakmayı unuttuk biz, anlamlar katan sözcükleri söylemeyi yazmayı unuttuk…
Hala en güzel gözler sevgililerde…


Biz biraz aşkı sevmeyi unuttuk hepsi o kadar…

 

 

Okan Ağ

Burada Kar Var

Burada kar var,insanın içini üşüten ama görselliğinden ödün vermeyen soğuk,beyaz ve pamuksu bir dokuyla kaplı şimdi aramızdaki yolların en azından bir kısmı..


Üşüyorum ama içimi ısıtan şeyin sen olduğunu bildiğimden kar yağışını suçlamıyorum.Burada kar var sen yoksun ve orada ne var bilmiyorum.büyük kocaman ve zor hayallere bir tane daha eklemeli sanırım,birlikte kar topu oynamak,hadi beceremedik en azından yürümek için…
Yağsa da yağmasada yapamadığımız gibi…Burası beyaz ve el değmemiş tıpkı senin gibi,seni ilerde birgün olurda;hani evet dersen,dediğin o gün görmek istediğim gibi bembeyaz ve temiz.yüzündeki gülücükler gibi her kar tanesi etrafındaki kiri kapatıyor,yanında olduğu gibi her solukta daha temiz bir hava hissediyorum.

Kar senin içime yağdığın gibi yağıyor aniden,çok ve akıl almaz bir heyecanla…Tamamına dokunamıyorum istediğim her an göremiyorum…Dudakların gibi hangi tanesi yüzüme değse gülümsüyorum…
Burada kar var içim üşüyor,yaprakları dökülmüş cılız çıplak kalmış ve sırf görüntü olsun diye büyük bir beton zemin kenarına dikilmiş ağaçlar gibiyim.
http://i53.tinypic.com/2j61owy.jpg
Üzerimde sen diyebileceğim kar taneleri ama içim üşüyor.İçimi sadece sen ısıtıyorsun ama burda kar var sen yoksun ve orada ne var ben bilmiyorum.
Ellerimin üşümesi anlamsız,vücut ısımın dengesi önemsiz,çıkıp yürümek faydasız yürüyebileceğim hiç bir yol beni sana getirmiyor…
Hasta olmuş çocuklar gibiyim dışarda karşı konulmaz bir kar yağışı ve ben evde pencere önünde bütün beyazların erimesini izlemek gibi bir cezayı çekiyorum.
Elbette mutluluk uzaktada olsan olduğunu bilmek ama ömrüm boyunca o kar tanelerine dokunamamanın üzüntüsünü taşıyacağım.Yarın dokunsamda bugün hep eksik kalacak,hayatı hep sensiz geçirdiğim günler için geriden takip edeceğim..

Sen kar tanesi,ben hasta çocuk,pencerem yollar ve bu ani kar yağışına kader diyeceğim…
Burada kar yağıyor ve ben en azından bir kaç tanesinin yanaklarında eridiğini görmek istiyorum,dudaklarından öylece akıp gitmelerini…Fırsat bulurda öpersem dudaklarındaki o serinliği yaşamak istiyorum.Korkuyorum ya üşürsen sana montumu veremeyeceğim bir anda,ya da ben montu uzattığımda hava açmış olursa.Çünkü hep geç kalıyorum,bugün de dahil en az bir ömür geç kalmışım sana.

Yeni yıl,yeni dilekler,bol süslü fırfırlı hediye paketlerim yok.Uzakta çok sevdiğim,dünyalar güzeli bir sevgilim var,umarım her sene en güzel hediyem,en iyi dileğim sen olacaksın…


Bu sene bir ömürlüğüne,bir tek dilek dileyeceğim,bir kez kabul olsa yeter,her yıl aynı hediyeyi daha önce hiç açmamış gibi açmaya razıyım,kar yağmasa bile…Yanımda olduğun sürece başka bir beyaza ihtiyacım yok…
Burada kar var soğuk,sen yoksun ve orada ne var bilmiyorum…
seni seviyorum…