Sahi

Sahi, çırıl çıplak kalacağız değil mi biterse şarkı birazdan
Kundağımız açılacak sarıp sarmalanmayacağız çıkacağız mezarlarımızdan
Yağmurun yağmadığı çıkmaz sokaklarda çıldıracağız
Susacak borazan uyanacağız uykularımızdan
Sabaha çıkmayacak sıcak nefeslerimizin soğuk havada bıraktığı duman
Rıhtıma koşacağız dalgaların kucağına atmak için vücûtlarımızı
Ellerimizi koyacağımız yeri şaşıracağız haylaz çocuklar gibi
Bir adımımız tanımayacak diğerini
İsimlerimizi unutacağız silineceğiz aynalardan
Kaçak tütün saracak büsbütün sararacak parmaklarımız

Bileceksin de ne olacak düşeceğin derinliği
Sahi, düşmeyecek misin
Bir bıçağı bıçağa sürter gibi acılarla bileyleyeğiz kendimizi
Çürüyecek gülücükler dudaklarda
Rengini yitirecek öpücüklerimiz
Bileklerimizi emip kanı yüz kere yüzlerimize tüküreceğiz
Toğrağın temiz yüzüne yüz süreceğiz
Yüz vermeyeceğiz toprağın altına bir daha
Dağlara dağılacağız alnımıza dağlanacak damgası hayatın
Damla damla akacak damarlarımızda dualarımız

Sahi, zordur siyah bir üzümle cinayet süsü vermek aniden gelen ölüme
Ellerim yüzünde dalgaların sahilde izlediği yolu izliyor
Fırtınaya tutulmuş gemiler gibi sığınıyor bedenim koynuna
Göğün gürültüsüne inciler süslü bir iniltiyle karşılık veriyor cesedim

Sürü yayılır mera kısalır
Çığırtkan kuklalara kukuletalar takar tezgâhtarlar
Definesiz bir ada gibi kalırız bir başımıza ortasında okyanusların
Karanfilin korktuğunu fark ederiz kokusundan
Karanlığın fitilini ateşliyorum
Gece sessizce çöküyor üzerime

Sahi, kıvılcımlardan geçiliyor da gidiliyor yangına…

Okan Süha Yıldırım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>