Etiket arşivi: intikam hikayesi

Gün Gelir Tüm Bedeller Ödenir…

Büyük marifettir ihanet, sorumluluk ister…

katakulli’nin ihtişamı başdöndürücüdür. o’nu aldattıktan sonra şöför mahaline geçer, arabayı çalıştırırsın. artık iş gaza basmaya kalmıştır. gözlerinde masum bir ifade, dudaklarında lakayit ama müstehzi bir telaş, direksiyonu kavrayan parmaklarında acemi bir titreyiş, kendi kendine “yok birşeyim” deyiş, dikiz aynasından o’nun oracıkta öyle viran, öyle korumasız, öyle ayakta yıkılıverdiğini görmen, “geri dönsem mi? dönemem ki… dönsem de asla eskisi gibi olamayız” diye düşünüşün ve ilk virajı alınca bütün bu yaşanılanları bir çırpıda unutuverişin…

ne birlikte keşfedilmiş iskambil oyunları, ne bir aşk şiirini dinlerken birbirine tutkuyla yapışıveren gözleriniz, ne bir bardak içkiyi paylaşmak, ne tektekçi bir şarapevinde ayışığı gibi dikilip içki içmek, ne o’nun odasında garip bir hazla kıvrılıverdiğin yatağı (ki o, seni bir daha orada o şekilde göremeyeceğini bildiğinden, o görüntüyü hafızasında tutabilmek için sana uzun uzun bakmıştır da mutlaka), ne avare dolaşmalar savruluşlar, ne de uyanır uyanmaz edilen telefonlar… bunların senin açından hiçbir önemi yoktur. yan koltukta oturan yeni sevgilinin elini tutarsın uzanıp. arkaya düşenin içine sis çöker… arkaya düşenin kurt iner içine… oysa sen gururlu, mutlu ve olabildiğine sakinsindir.

çünkü babayiğit bir hainsindir sen… en kaliteli hainliği yapmış olmanın zafer sarhoşluğuyla “hoş bir maceraydı, eğlenceliydi, çok eğlendim, beni hiç sıkmadı, hatta o’ndan bayağı şey kaptım, o’nunla boş vakitlerimi değerlendirdim…” benzeri iltifat ve hakikat cümleleri kurarsın. lay lay lom..

sen şarkı söylerken, o bok gibidir… o neyin boku gibidir? bir karanfilin, bir bas gitarın, bir krep’in, bir yanılgı’nın, bir ahmaklığın boku gibidir… sevdaları güle güle kirlenen, kalbi geçmiş olsun’lu, hassasiyeti ve gerizekalılığı günaydın’lı olan…

bazı duygular ehliyetsizdir… bazı durumlar ruhsatsızdır… bazı yaradılışlar kimliksizdir… bazı intiharlar işgal edilmiştir… bazı fotograflar hep tek kişiliktir… bazı bedenlerde “ten” velinimettir…

bazı doğum günleri hep kötü geçer… bazı aşklar bitmesi için yaşanır… bazı aşıklar sadakati hiç tatmamışlardır… bazı romeo’lar juliet’lerinin başka romeo’larla olmasına katlanamazlar, dayanamazlar… ama yinede hiçbirşey yapmazlar, kolay olanı kabul ederler… yokuşaşağı inerken arabayı boşa alırlar, benzin harcamazlar. yaşarken hayatlarını boşa alırlar, emek harcamazlar. dudak bükerler, omuz silkerler. bir anlamsızlığın eskizi olarak dolaşırlar…

büyük marifettir ihanet; sorumluluk ister… gün gelir, tüm bedeller ödenir…


Küçük İskender