Etiket arşivi: özlemek

Ayrılık ne biliyormusun..?!

img_0477Ayrılık ne biliyor musun?

Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış,
‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında….

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

Şükrü Erbaş

Ukde 3

Eskiden oturduğun o mahalle var ya orayı özlersin.
Çocukluğunu özlersin.

Senden gidenleri özlersin.

Ölen yakınlarını özlersin.

“Artık işime yaramaz” deyip de çöpe attığın,
Ya da birisine verdiğin oyuncaklarını özlersin.
Geride bıraktığın insanları özlersin.

En kötüsü ne biliyor musun?
Özlediklerinin hiçbirisi geri gelmez.

Sadece “Özlersin”…!

Sunay Akın*

 

image

Özledin mi ? Diye Sorma Bana

Özledim……


Gözlerime değmeyen bakışlarını
Kulaklarımın duymadığı sesini

Gecenin karanlığında beklemeyi
Damarlarımda dolaşan vuruşu
Gecelerin sabaha akışını

Yaşanmamışlığın hırçınlığında
Sevgi sözlerini, yalanlarını
Hoyrat dağılmalarını
Kızgınlıklarını..

Özledim…

Yıllar silip almıyor
Hala içim acıyor

Ben hala üşüyorum
Öylesine alıştım ki buna
Öylesine bir parçam oldu ki

Hesapsız yaşanmış sevdalarımda
Beni bir bu yalnız bırakmadı


Sen benim
Vazgeçilmezimsin

Belki hep bunun için
Siyahın izi içimde kaldı…

Özledin mi? Diye sorma bana

 

 


Filiz Gündüz