Kategori arşivi: Müzikli Şiirler

Işığım Söndü

Bnn4hLTCcAAbUwP-1
karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
yanımda ölü arkadaşlarım.
artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.

buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
ışığım azalıyor, hoşçakalın..

üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,
ışığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.
ışığım söndü, işte gidiyorum..,

ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
ışığım söndü.. hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
artık ben de gidiyorum…

Şerif Erginbay

Zeryâ

Watercolour_Beautiful_Woman_Was_Sleeping
Sana baktıkça örgütleniyorum  Zeryâ
yağmurla, suyla, acıyla, aşkla.
Her geçen gün biraz daha
yaşayarak
kirazın çürüme mevsimini..
Zamanın tıkırtılarını göğsümüzle karşılayarak
yaklaşıyoruz suların karanlığına
Yakışıyoruz ölüme.
Sen yine de gülümse sevgilim, pencerelerim var hâlâ yolunu gözlemek için.
Başıma ne geldiyse sendendir
Değil mi ki yağmursun
Değil mi ki ıslanmışım
Çölün serabına kanmadan gir kanıma, meylet günahıma Zeryâ!
Öpmeden öldürebilirsin pekala sarılmadan ısınabilirim,
gülme, ısmarlayacak gök kalmıyor dudaklarıma.
Mesele ne biliyor musun,
Kiraz ağacının çiçek açmasıyla senin şiir olman aynı şey.
Farkındayım / ayrıntıları anlatıyorum sana büyük resmi göremiyorum ben
Ellerini sakın
Tutmasam şiir
Tutsam çiçek oluyor.
Demiştim / anlattıklarım ayrıntıda.
Biraz daha sabır biraz daha bahar gerek düğümün döndüğünce kördüğüm için
Yandım susacak kadar
Sokul yanıma sen / ezber et beni.
Ödünç aldığım kitaplara ekledim gelincik tarlasından geçerken kızıla çalan saçlarını.
Ağlama duvarından serin içim
Değilim siyonist
Değilim antisemitist
Lâkin kibrim fundamentalist
Öyleyse / kim bu aşkın Yahudisi Zeryâ?

Aşk yerleşik hayata geçeli beri
Sen cim’in kalbinde nokta
Ben gözünün yeşilinde on üç kahve tanesi.
Senden saklayamam / gidecektim bir kavim göçünü daha göze alamadım işte.

Bu bir itiraf:

Biriksem azalacaktın .

Bak / cepten yiyor çiçekler bile.
Altı çizili kitaplardan kaçtım.
Geceleyin çocuk masallarından, tebeşir kokan sınıflardan

Nuh’la oğlu arasındaki tufandan, vizite kağıtlarından, sınav sorularından,

Leyla’nın rüyalarından, Mecnun’un mezarından, evet, kaçtım!
Doğum masasında kalan bir cümleyim artık.
Hafızamın yarısı kırık ayna gördüklerimde sen varsan sana ne!

Şerh düş beni:
Kavimler Göçü’nde sağa sola akmadan sana sapıp aşkı yurt edinen bendim Zeryâ.

Cengizhan Konuş.

 

Bilirim Bir Kışa Hazırlanmayı..

Black_and_White_Water_Beads_by_Sunira
sana bir boyun atkısı gerek. çünkü kış geldi.
ve sular bir uzun geçmişe hazırlanır. nerdeyse.
bir çocuk ölür. bir kadın hastalanır. odalar
bulutlanır.
su içmekten. uzak. bir köfte kokusundan,
insan
uzak
bir memleket havasından.
belli belirsiz bir şeylerden utanır.
yapışkan ve dayanıksız bir vidanın eşliğinde gece.
hatırlarız bir günlerde üşümediklerimizi.
üşümeyeceklerimizi.

kimilerine bir şarkı gibi gelir bütün bunlar.
oysa
bir kez daha söylüyorum üstümüze yağanları.
uzun eski,
olumsuz, güneşlere aykırı.
haziran mintanları,
kopkoyu kent garları,
alınıp götürülenler,
yerlerine konanlar.
anladığımız ve şaştığımız kalabalıklar.
bir korku
aşka benzer yalınlığı.
bir korku,
kuduz korkusu gibi sudan.
bir korku.
semercilerin, bakırcıların, nalbantların, arzuhalcilerin.
kantarcıların ve demircilerin ve çilingirlerin.
parmakçıların dinsizlik korkusu, takunyecilerin.

bir odada kalanların ölüm korkusu.

bileycilerin, bezzazların ve ölü yıkayıcıların.
ve pazarcıların gökyüzü korkusu.

bütün garipliğiyle esnaf çarşılarının
ve uygunluğuyla ve yenilmişliğiyle
bir sancı gibi dolanır içimizi.

yarı aç yarı tok dolaştığımız bir ankara’da
bir haşhaş gibi sanki. bir acı su.
bir yağmur cömertliğiyle anadolu’dan
dolaşır içimizi,
onların akşamları.

(yaralı olmak
yerinde olmamak
uzun gecikmesi son kesinliğin
bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü
göz göze
bakışınca.)

şimdi tutalım bu diriliği artık, zamanıdır.
zamanıdır,
neredeyse kar başlar.
küçük kuşlar ölür.
semerciler ve dilsizler ölür.

seninle ben kalırız.
yeni bir yaşamaya.
gökler ve kentler ufalır,
seninle ben kalırız.
o şarkı sanılanlar bir kavga halini alır.
neredeyse kar başlar.
birini düşünür gibi oluruz.
biliyorum
ellerin de üşür.
biliyorum ama
ısıtabilirsin onları,
o ateşte.
hazırsın da. biliyorum.
ama
sana bir boyun atkısı gerek.

kış geldi…
..
.

Turgut Uyar

Pedalizam 5 Yaşında

Bir zamanlar şiirler için; forumlar ,siteler,bloglar açılır, üzerlerine şarkılar yakıştırılıp,resimlerle paylaşılırdı,şiirler korkmazdı aştan,kandan, savaştan…!işte teee o zamanlar da açıldı pedalizam.com.

🙂
Eşşsiz,sevindiren,mutlu eden harika bir hediyeydi hem,hem de anılarla arkadaşlıklarla dolu bir günlükdü… sonra değişti bişeyler  yine, sanal alem,beğeniler,insanlar,paylaşımlşar değişti… abla oldu pedalizam,çizgisi seviyesi değişmedi..ziyaretçileri sessiz kalsada büyümeye devam etti…
Bir yaşına daha girdi..
Emeği,yolu,sazı sözü geçen herkese,başta rahmetli Ateş İlter hocama ve sizlere sonsuz teşekkür ediyoruz..
Saygı ve sevgilerimle 😉

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız!

 

 

 

 

 

 

 

butterfly34

Sen Bana Yangın Ol Efendim Ben Sana Rüzgar

Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin
Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar

Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken

Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin
Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar

Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken

Sonra dersin ki ;
Neden bu kadar çok sigara içersin ?
İçerim işte…
Ben yazmayı pek bilmem dünya güzeli
Sadece geceler ışığı kovalarken
gelir aklıma birkaç kelime.
Şafak söker ben hala oturduğum yerde sayıklarım baş harfini,
Bazı bazı dem tutar kirpiklerim,
Dans eder damlalarla,
Bir türkünün ezgisi gibi temizlenir gözbebeklerim…
Garip gelir akşamlara kadar başını beklediğim günler,
Sen okulda istikbalini gözlerken,
Ben dışarda hapis beklerim bulutlarla başbaşayken…
Çok düşünürdüm o vakitleri.
Saçların omuzlarına elbise olduğu zamanlar hani.
İnadına topladığın halde,
Çok da güzel gelirdin gözlerime.
Öyle ya;
Türkü gibiydi saçların,
Türkü gibiydi gözlerin…
Sen bakmaya doyamazdın ben türkülermi söylerken ,
Her yazdığımı sana dinletirdim.
Bilmezdim ben nerde ne koyulacak…
Virgülle noktayı hep sevgili zannederdim,
Biri kaybolurken öteki yok olacak.
Ben yazar hüzünlenirken,
Sen ayır su kelimeleri derdin.
Ulan imlanın sırasımı derken,
Sen karalayıverirdin…
Şimdilerde daha çok karalar oldum hatalarımı geldikçe aklıma…
Sonra dersin ki ;
Neden bu kadar çok sigara içersin?
İçerim işte…
Çünkü, küfür sevmezdim ben ama,
Babam öğretti sayıp savurmayı.
O da sevmezdi zaten,
Hayırsız olmasaydı evladı.
Yoruldum dünya güzeli,
Yoruldum bahar sabahım,
Yoruldum da ota boka kızdıkça,
Babamı hatırlayacağım…
Ama söz veriyorum,
Verdiğim sözleri sözlükten bakıp yazacağım.
Ben yazmayı pek bilmem dünya güzeli,
Zaten yazsam da anlamazsın,
Canım sıkıldımı karalarım,
Ona da oturup iki damla gözyaşı akıtırsın…
Sonra dersin ki;
Neden bu kadar çok sigara içersin?
İçerim işte…

Enkaz Kaldırma Çalışmaları

tumblr_lzguyobrgP1qbma4ko1_500
Bir tezgahtar parçasıyım ben
Üç kuruşluk acıya müdahale edemem
Kanatlarımda sigara yanıkları
Gül diye okşadım onu yıllarca
Sen istersen derdim müşterilerime!
Sen istersen, kalbimin hepsi de melek olsun

“İnanırdım bazen bir kase bal bile umutsuzdur.
Gül tutan bir adam aradım yıllarca
Rakamlar büyür, şehir küçülürdü.
Vazgeçtim, vazgeçtim sonra
Beni anneme götürsün bindiğim bütün taksiler.
Kalbim neden isli bir şehir?
Kalbim! Neden ben?
Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim.”

Bir tezgahtar parçasıyım ben
Kendime alıştım bodrum katlarında
Geceleri yokluğum karşıladı beni
Kuru yapraklar sererdi merdivenlerine
Viks sürdüm burnuma, coca-cola içtim
Ağlamaklı oldum kaç kere çilek reçeli yüzünden.
Büyülendim Sibel Can çalınan taksilerden
Büyülendiğin şeyler,
Büyülenmediğin şeyleri döverdi bilem.
Neden sen böyle çocukluk resmiydin kalbim?
Kendime alıştım bodrum katlarında
Artık bir karanlık bağımlısıyım.
Kezzap attı yüzüme sokak lambaları
Tenekeden bir aydınlıkla kestim
Hayatla ilgili bütün bağlarımı
Hazırım ben
Bir anne ismine bağlamayı her şeyi:
Füsun…

Acıklı sözler kraliçesiyim ben
Yağmur bir daktilo kız kadar hızlı
Hızlı daha hızlı
Fazla vaktim kalmadı
Artık ifadem alınmalı.
Asaletim de sizin olsun baylar, rezaletim de!
Beni bir sutyen lastiğiyle asın.
İnanın kendimin
“Yokluğunda çok kitap okudum”
Bana birkaç hayati meseleyi ödünç ver kalbim
Görüş günlerinde seninle konuşabilmem için.
Kalbim neden ben?
Sırf sevinsin diye seni bir kere bile
Elinden tutup parka götürmedim.

Melankoli ve kolonya şişesi
Kalbim ile İzmir aynı şey mi?
Boyunlarında simsiyah birer halka
Kumruların hepsi de dişi mi?
Gugukguk yusufçuk
Nerdesin? Burdayım.
Bekleyin, bekleyin geliyorum!
Melankoli ve kolonya şişesi

Hayatımın üstünde imkansız kuşlar uçuyor.

Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımda hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim.
Kalbim! Neden ben?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

Didem Madak

Bulut Mu Olsam..!?

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

 

Bulut mu olsam, gemi mi yoksa?
Yosun mu olsam,balık mı yoksa..?

Ne o, ne o, ne o…
Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

 

 

 

Nazım Hikmet

 

biz de 4 yaşında olmuşuz….!

pedalizam.com nice yıllara…..

Karşı..

gerin, bedenim, gerin;
doğan güneşe karşı.
duyur duyurabilirsen,
elinin kolunun gücünü,
ele güne karşı.

bak! dünya renkler içinde!
bu güzel dünya içinde
sevin sevinebilirsen,
insanlığın haline karşı.

durmadan işleyen saatlerde
dişli dişliye karşı;
dişlilerin arasında,
güçsüz güçlüye karşı.
herkes bir şeye karşı.
küçük hanım, yatağında, uykuda,
rüyalarına karşı.

gerin bedenim, gerin,
doğan güne karşı.

Orhan Veli

Sevgili Arkadaşım

Gözlerinin rengi gibi
Yüreğinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, ellerini gördüm önce
Toplayan, düzelten, onaran ellerini
Dokunduğuna soluk aldıran
Telâşlı, usta, sevecen ellerini

Geç anladım ve inandım
Her gün daha çok inanıyorum
Ellerin, güzel işlerin karıncası
Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak

Yüzünün rengi gibi
Dudaklarının rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, özverini gördüm önce
İçinden çavlan gibi dökülen özverini
Hep koşan, yürümeyi bilmeyen
Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini
Neye uzansa dirilten
Susan, hüzünlenen, sıcak özverini

Geç anladım ve inandım
Gün gün daha çok inanıyorum
Özverin, güzel işlerin arısı
Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak

Derinin rengi gibi
Sesinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, seni gördüm önce
Gülen, yaşayan, bilen seni
Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan
Durduğu yere can veren
Gönüllü, duyan, seven seni

Geç anladım ve inandım
Şimdi daha çok inanıyorum
Sen, hayatın ablası
Saf olan her şeyin mayası
Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak

Sevgili arkadaşım benim
Sana “sevgili arkadaşım” diyorum
Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı
İşte sana bir aşk şiiri
İçinde “sevgilim” sözcüğü geçmiyorsa
Suçun yarısı senin
Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil
Kendisini seviyorum senin gibi

Süreyya BERFE