Kategori arşivi: Kategorilenmemiş

Acile Tek Giden..

IMG_2810İğneleri teker teker kırılan terzi
Dikerim sandı yazgısını, yanılgı..
Aynada görülen:
Düşecekmiş gibi durup tedirgin eden o düğme.
Henüz vakit var, daha var düşmeye.Gece tek başına acile giden hastayla
Kendisine hiç el sallanmayan yolcu, aynı insandır aslında.
Şarkıların temizleyemediği bir lekedir yol,
baktıkça artar.
Camlarda dünün hesaplaşması
Kafamın içinde sayısız konuşma var:
-Tam vaktinde taşması gibi sütün işte yine yalnızız.
-Yeteri kadar yalnız değilsin, yalın hiç değil.İç sesime dikiş atmayı düşünüyorum
Ama nasıl istiyorum bunu bir bilseniz
“ Tutuklular Çemberi”nden bakınca
Yetişemediğin cenazeye benziyor dünya.

Zeynep Tuğçe Karadağ

İnsan Unutur mu.!?

elvedaHerşeyi unutuyoruz..

İnsan ne menem bir varlık.!

Düşüyor yaralanıyor ,acıyor, kalkıp hepsini unutuyoruz..

Hastalıktan  öleceğini sanıp çektiklerimizi bir kaç gün geçmeden unutuyoruz..

Onsuz olmaz dediğimiz nice arkadaşları, dostları , sevgileri , yollarda yolculuklarda rastladığımız kalpleri, hatta o yolları  unutuyoruz..

Selam vermeyi, günaydın demeyi,

Hoşcakal demeyi

Unutuyoruz….

Dua etmeyi ,

Yaradanı ,

şükretmeyi unutuyoruz…

Şarkılar yazıyoruz “unutulmaz deme bana” ile başlayan ,

tembih ağırlıklı sözler paylaşıyoruz ,    “sakın unutma”lı…!

Şairler de,  şiirler de ;

“Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile..!
Bari sen her gece yorgun sesiyle,
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma..” (Ü.Y.Oğuzcan)

 

Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi..
Unutmak, unutmak, unutmak….(Cahit Külebi)

Yazıyor…çiziyor…ama unutuyoruz..!

Kırıp, döküyor…döktüklerimizi toplamayı unutuyoruz..!

 

bazen,  bazıları  kendini bile unutuyor..! Kendine verdiği sözleri , acılarını, sevinçlerini  unutuyor…Kızdığını ,küstüğünü unutuyor…İstediği kadar vitamin alsın, istediği kadar hafıza eğitimleri alsın ,istediği kadar yeminler etsin…unutuyor..

Nasıl bir duygu bu..!?

Duygu mu huy mu ?!  Kadını erkeği farklı mı.!?

Akıl unutur , kalp unutmaz mı…!?

 

İnsan unutuyor mu , alışıyor mu…!?

Yokluğa mesela..!

sevdiklerimiz vefat ettiğinde  çektiğimiz acıya bakarsan bizim de ölmemiz gerekirken ,acımasızca devam eden hayat diyip , yemek yiyor, gülüyor konuşuyoruz hatta unutup kahkaha atabiliyoruz..

Şu an unutuğumuzu unuttuğum daha binlerce şey var yazılacak…

Eskiler de ne demiş ;

“Hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür..!

yani insan hafızası hastadır; unutur.!

Hastamıyız peki..!?

 

Unutmak zorunda mı kalıyoruz..!?

 

Yoksa unutmak insana bahşedilmiş en iyi özelliklerinden biri mi.?!

Unutmasaydık , hele de acıyı ,üzüntüyü, aklımızı yitirirdik..!?

Nasıl yaşardık devam eden hayatı…?!

Unutma ; sen unutsan da kalp unutmaz…

 

 

pedaliza . yani arzu demir   25.05.2017

 

konuyla biraz alakalı, veya alakasız gibi duran ama aklıma gelen bir şarkı…;

şarkısız olmaz..! sözlerimizin direği olan onları ayakta tutan,yaşatan da müzik değilmidir..!?

Ukde-2

image

”Ananem hep şöyle derdi bana:
Kalbini sıkmadan yaşa.!

Handancım;

Bir şeylerin sana baskı yaptığını hissettiğinde ,hemen son sahneyi düşün…
Ölüm…
Bu hayatta hiçbir şey ama hiçbir şey kalbine yük ettiğine değmez.
Ne okul,ne iş, hatta ne de aşk.
Seni sıkan,seni üzen,sana kötü hissettiren ne varsa yavaşça oradan uzaklaş…
Kendini,hataların da dahil hiçbir şey için suçlama…
Kimseyi de suçlama…
Hayatta insanın işleyebileceği tek gerçek suç,mutlu olmamaktır.”

Güneş Çavması kitabından*
Bölüm 25

Fotoğraf ;

31.Ocak. 2016
Keşap – Giresun

Hasretle kaybettiğim dedem, mekanın cennet olsun.

Bilirim Bir Kışa Hazırlanmayı..

Black_and_White_Water_Beads_by_Sunira
sana bir boyun atkısı gerek. çünkü kış geldi.
ve sular bir uzun geçmişe hazırlanır. nerdeyse.
bir çocuk ölür. bir kadın hastalanır. odalar
bulutlanır.
su içmekten. uzak. bir köfte kokusundan,
insan
uzak
bir memleket havasından.
belli belirsiz bir şeylerden utanır.
yapışkan ve dayanıksız bir vidanın eşliğinde gece.
hatırlarız bir günlerde üşümediklerimizi.
üşümeyeceklerimizi.

kimilerine bir şarkı gibi gelir bütün bunlar.
oysa
bir kez daha söylüyorum üstümüze yağanları.
uzun eski,
olumsuz, güneşlere aykırı.
haziran mintanları,
kopkoyu kent garları,
alınıp götürülenler,
yerlerine konanlar.
anladığımız ve şaştığımız kalabalıklar.
bir korku
aşka benzer yalınlığı.
bir korku,
kuduz korkusu gibi sudan.
bir korku.
semercilerin, bakırcıların, nalbantların, arzuhalcilerin.
kantarcıların ve demircilerin ve çilingirlerin.
parmakçıların dinsizlik korkusu, takunyecilerin.

bir odada kalanların ölüm korkusu.

bileycilerin, bezzazların ve ölü yıkayıcıların.
ve pazarcıların gökyüzü korkusu.

bütün garipliğiyle esnaf çarşılarının
ve uygunluğuyla ve yenilmişliğiyle
bir sancı gibi dolanır içimizi.

yarı aç yarı tok dolaştığımız bir ankara’da
bir haşhaş gibi sanki. bir acı su.
bir yağmur cömertliğiyle anadolu’dan
dolaşır içimizi,
onların akşamları.

(yaralı olmak
yerinde olmamak
uzun gecikmesi son kesinliğin
bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü
göz göze
bakışınca.)

şimdi tutalım bu diriliği artık, zamanıdır.
zamanıdır,
neredeyse kar başlar.
küçük kuşlar ölür.
semerciler ve dilsizler ölür.

seninle ben kalırız.
yeni bir yaşamaya.
gökler ve kentler ufalır,
seninle ben kalırız.
o şarkı sanılanlar bir kavga halini alır.
neredeyse kar başlar.
birini düşünür gibi oluruz.
biliyorum
ellerin de üşür.
biliyorum ama
ısıtabilirsin onları,
o ateşte.
hazırsın da. biliyorum.
ama
sana bir boyun atkısı gerek.

kış geldi…
..
.

Turgut Uyar

Seni Öpsem


seni öpsem, gülse bir halk

seni öpsem, yoksulluk
utansa verdiği acılardan
kırılsa her türlü korkunun kanadı.

seni öpsem, silinse
alın çizgilerinden gam
yürek kuytularından akşam.
bir sonsuz yağmur yağsa
aşkın kardeş bulutlarından
aynı mutlulukla ıslansa dünya.
ayrılığa kapanmasa kapılar
odalar üzgün durmasa.

seni öpsem, buğulanmasa gözlerin
gülse yaz günleri gibi
insanların gölgeli yüzleri.
kar yağmasa dar yoluna
kardeşimi koynunda saklamış dağların
çıkıp gelse alanlardan
anılardan, duvarlardan
o gencecik ermişler.
işısa yeniden annelerin yüreği
çocuklar çoğalsa sevinçten
çözülse babaların kaşlarındaki bulut.

seni öpsem, boğulsa
açtığı acının çukurunda
yüzü kışlar kadar soğuk
o bilinçli kötülük
arınsa ömrümüzün kiri, kederi…
donup kalmasa dudaklarımda
bir suç gibi öpüşün
bencilliği andıran o buruk tadı
mutluluk dokunmasa çoğul yanıma.

seni öpsem ve dünya
kurulsa yeniden
sevgi kadar yumuşak, zengin ve ak

Şükrü Erbaş

Karşı..

gerin, bedenim, gerin;
doğan güneşe karşı.
duyur duyurabilirsen,
elinin kolunun gücünü,
ele güne karşı.

bak! dünya renkler içinde!
bu güzel dünya içinde
sevin sevinebilirsen,
insanlığın haline karşı.

durmadan işleyen saatlerde
dişli dişliye karşı;
dişlilerin arasında,
güçsüz güçlüye karşı.
herkes bir şeye karşı.
küçük hanım, yatağında, uykuda,
rüyalarına karşı.

gerin bedenim, gerin,
doğan güne karşı.

Orhan Veli

Bahar iştee….

http://img2.resimup.net/di/6YJ6.jpg

İşte başlıyor benim en sevdiğim film, “Bahar”
Oyuncular;Güneş,Kuşlar,Papatya,Kelebek ve Kar!
Türü;İnsani,Huzur,Macera,Adrenalin biraz da hüzün var!
Süre;Maalesef 1 ay.
Konu;Kar burda kötü karekter olsada o sırasını savıp giderken,havaya düşen cemreyle müjdeler verilir,
börtü böceğe, kuruyan dallara çıkar su..yeniden doğuşun hikayesi…çoşkusu bir tırtılın, ölmek için can atışı!Kuşların çığlık çığlık geri dönüşü..güneşin sırıtışı, kalplerin buzunu eritişi…
Tam puan alıyor seyrinden…yanında tadımlık; erik dallarına konmuş mısır patlağı çiçekler..!

Pedaliza